|
Yazılı olarak ifade edilen fikirlerin bir dilden başka bir dile aktarılmasından oluşan çeviri ile sözlü olarak ya da jestler (işaret dilinde olduğu gibi) ile ifade edilen fikirlerin bir dilden başka bir dile aktarılmasından oluşan tercüme arasında fark gözetilmektedir. Tercüme etme, çevirinin bir alt kategorisi olarak düşünülebilirse de bugüne kadar yapılagelen analizlere (çeviri araştırmaları) göre gerçekte her iki aktivite için gerekli olan yetenekler oldukça farklıdır.
Çeviri ya da tercümanlık için olsun, çeviri işleminin süreci basitçe şöyle tanımlanabilir: 1.Kaynak metnin anlamının çözülmesi ve 2.Anlamın hedef dilde tekrar kodlanması. Metnin anlamını çözmek için çevirmen öncelikle onun parçası olan ‘çeviri ünitelerini’ tespit etmelidir. Bu, şu demek oluyor ki; çevirinin parçalarına kavramsal öğeler olarak yaklaşılmalıdır. Görünürde basit olan bu yöntemin arkasında karmaşık ve kavramsal bir operasyon yatmaktadır. Kaynak metnin bütün anlamını çözmek için; çevirmen, metnin tüm özelliklerini bilinçli bir şekilde, metodolojik olarak analiz etmek zorundadır. Bu süreç; kaynak dilin gramer, anlamsal ve söz dizin yapısına, deyimlerine ve benzeri özelliklerine ve aynı zamanda da o dili konuşanların kültürüne ait derin bilgiye sahip olmayı gerektirmektedir. Çevirmen, anlamı yeniden kodlamak için aynı derinlikteki bilgiye hedef dilde de sahip olmalıdır. Aslında, genelde çevirmenlerin hedef dile ait olan bilgileri, kaynak dile ait olan bilgilerinden daha önemlidir ve daha derin olmalıdır. Bu sebepten dolayı çevirmenlerin çoğunluğu kendi ana dillerine çeviri yapmaktadırlar. Ek olarak, ele alınan konuya ait bilgi derecesi esastır. Geçtiğimiz senelerde kavramsal dilbilim üzerine yapılan araştırmalar, çevirinin kavramsal sürecine değerli katkılar sunmuştur.
-----------------
KAYNAK : özgür online ansiklopedi sitesi Vikipedi.
|